
Paraziter Hastalıklar
İntrakranial Yerleşim
Prof.Dr. Mehmet S e l ç u k i
Celal B. Ü. T ı p F a k ü l t e s i
N ö r o ş i r ü r j i Anabilim Dalı
Santral sinir sisteminin paraziter hastalıkları oldukça geniş bir hastalık
yelpazesini oluşturmakta ve gerek hayvansal gerekse bitkisek kökenli
parazitlerin insan vücuduna girerek yaptıkları hastalıkları kapsamaktadır.
Bu parazitler insan vücuduna tesadüfen, özel bir eğilim sonucu veya girdiği
vücudun genel durumu nedeni ile girerler.
Önceki yıllarda santral sinir sisteminin paraziter enfeksiyonları yalnız
az gelişmiş ülkelerde görülürken, dünya üzerindeki insan hareketinin
artması nedeni ile artık, aynı sıklıkta olmasa da her ülkede görülebilir
halegelmiştir. Ancak bu arada hemen vurgulamak gerekir ki, tüm ülkelerde
görülebilir hale gelen parasiter hastalıkların görülme sıklıklarında,
bu hastalıklardan korunma ile ilgili bilginin artması ve toplumun bilinçlendirilmesi
ile azalma olmuştur.
Nöroşirürji açısından şansımız insan vücüdunda görülebilen paraziter
hastalıklarıda ancak birkaç tanesi gerek klinik belirtiler gerekse tedavi
açısından nöroşirürjinin ilgi alanına girmesidir.
Bu yazıda, nisbeten daha sık görülen bazı paraziter hastalıklara hem
parazitin özelliklerine hemde tanı ve tedavisine kısa kısa değinilerek,
söz konusu hastalıklar anlatılacaktır.
Nörosistiserkozis
Sisteserkosis, literatüre göre ensık görülen, santral sinir sistemi
paraziter hastalığıdır. Tenya soliumun kistleşmiş larvaları tarafından
oluşturulan bir hastalıktır. Hernekadar insanlar bu parazitin erişkin
formları için sonkonak görevi görmekteseler de, insanlar domuzlarla birlikte
aynı zamanda bu parazitin yaşantısının belirli bir evresinde ara konan
görevi de görmektedirler.
Bu paraziti barsaklarında barındıran taşıyıcıların gaita ile çıkardıkları
yumurtalarla bulaşık yiyecek maddeleri yayılmada esas faktördür. Yumurtalarla
kirlenmiş elbiseler, tırnak araları , eller iletimde önemli rol oynarlar.
Gastrointestinal yolla sisteme giren yumurtaların dış kapsülleri sindirim
enzimleri yardımı ile erimekte ve serbest kalan embriolar barsak duvarını
delerek kan dolaşımına katılmakta ve kas, beyin ya da göz de konaklayarak
yerleşmektedirler.Yaklaşık iki ay sonra kistik yapısını oluşturan parazit
yerleştiği yerde gelişmeye başlar.
Klinik belirtiler doğal olarak sistiserkozise özgü değildir. Kistlerin
sayısı, büyüklüğü ve yerleştikleri yere göre klinik belirtiler değişiklikler
gösteririler. Koağın bağışıklık sisteminin verdiği yanıt da kistin tavrını
belirlemede rol oynar. Epileptik nöbet en sık görülen ilk belirtidir.
Buna bağlı olarak görüntüleme yöntemleri ve BOS incelemesi ile ilk kuşkular
belirir.
Kistlerin bir çok değişik yerde yerleşebildiği bildirilmiştir. Kistler
parankim içinde, subaraknoid aralıkta, intraventriküler ve spinal bölgede
yerleşebilirler.
Parankim içinde kistler, genellikle gri-beyaz madde bileşkesinde yerleşirler.
Yerleşme yerine göre nörolojik klinik tablo belirir. Parankimal yerleşimlerde
ansefalit tablosu bir başka belirti şeklidir. Bu tablonun viral ya da
allerjik ansefalitten ayrılabilmesi olanaksızdır. Bu tip nörosistiserkozisin
yalnız çocuklarda olduğu düşünülmüş ise de, erişkin çağda özellikle genç
erişkilerde de görüldüğü bildirilmiştir.
Subaraknoid tip nörosistiserkozis genellikle bazal sisternalarda, silvian
fissür içinde veya koveksitedeki subaraknoid aralıkta görülmektedir.
BOS dolanım yollarının inflamatuar tıkanıklığına neden oldukları için
ventrikülomegali ve KİBAS ile bulgu verirler. Bazal sisternalar içinde
yerleştileri yere bağlı olarak kranial sinir bulguları da klinik tabloya
eklenebilir. Serebellopontin köşede veya silvian fissür içinde yerleştiklerinde
neoplazmalarda ayırtedilmeleri zor olabilir. Vaskülit’e bağı olarak küçük
terminal arterlerin tıkanması sonucu birden fazla parankimal enfarkt
oluşmasına neden olabilir.
Nörosistiserkozisli hastaların yaklaşık %20 sinde kistler intraventriküler
olarak yerleşir. BOS dolanım yollarında tıkanıklığa neden olmaları halinde
KİBAS bulguları tabloya hakim olur. Hastanın durumu ile değişen KİBAS
bulguları kistin BOS dolanım yollarında adeta bir kapak gibi zaman zaman
tıkanıklığa yol açıp zaman zaman BOS dolanımına izin vermesi nedeni iledir.
Hidrosefali nedeni ile şant takılmış hastada ventrikülomegalnin asimetrik
olarak devam ediyor olması intraventriküler bir kistten kuşkulanılmasını
gerektirir.
Literatürde tek olgular halinde sella içinde de yerleşmiş sistiserkozis
olguları bildirlmiştir. Sella içinde yer kağlayan ve bası oluşturan herhangi
bir patoloji gibi enmdokrinolojik bulgular görülür.
Birden fazla vezküler yapının olması, düşük intensiteli kistik yapı
görünümünün bulunması ve skoleksi andıran, eksantirik yerleşinli küçük
bir beyaz noktanın varlığı, MRG de paraziter hastalığı düşündürebilir.
Tanıda Bilgisayarlı Tomografi ve Manyetik Rezonans Görüntüleme esastır.
Parankimal tip hastalıkta, tomografide 4 adet tipik bulgu vardır.
1. Küçük kalsifikasyonlar ve granülomlar, immün sistem tarafından öldürülmüş
olan parazitlerin sekel belirtileridir.
2. Hipodens, yuvarlak ve kontrast almayan lezyonlar canlı parazitin
bulundu yerlerdir
3. Ödemli bir alan ile çevrelenmiş ve kontrast madde alan bölgeler parankimatöz
tip paraziter hastalığın ansefalit dönemini gösterir
4. Küçük ventriküllerin olduğu, birden fazla halka şeklinde kontrast
tutan lezyonun varlığı hastalığın yalnız ansefalit fazı ile gittiğinin
göstergesidir.
Subaraknoid tip hastalıkta da tomografi değerli bir tanı yöntemidir.
1. BOS dolanım yollarının tıkanmasına bağlı hidrosefali vardır
2. Araknodit neden ile tentoryum ve bazal sisternalarda anormal boyanma
görülür
3. Serebellopontin köşe, silvian fissür ve kiazma sisternalarında görülen
hipodens lezyonlar sistiserkoz belirtisidir.
4. Parankim içindeki birden fazla enfarktlar, sistiserkozise bağlı endarterit
nedeniyledir.
Tanı yöntemleri arasında BOS incelemesi çok önemli bir yer tutar. Kistlere
karşı oluşan immun yanıtın görülmesi önem taşır. Artmış protein ve hücre
(genellikle lenfositler), ve sistiserkusa karşı gelişen antikor yanıtı
tanıda çok yardımcıdır. Antikorların aranmasında çeşitli testler vardır.
%80-93 arasında olumlu yanıt alındığı bildirilmektedir. Sistiserkusa
karşı gelişen özel IgM antikorlarının saptanması da tanıa %95 doğruluk
payı ile yardımcı olmaktadır.
Büyük, KİBAS neden ile hemen boşaltılarak intrakranial basıncın düşürülmesinin
gerekli olduğu olgular cerrahi endikasyon sınırları içine girerler.
i. Antiparaziter tedavi, streoidler ve osmotik basınç düşürücülere rağmen
hızla artan intrakranial basınç
ii. Herniasyon tehlikesi yaratan büyük kistler cerrahi endikasyondur.
Cerrahi girişimden amaç bir şekilde intrakranial basıncı azaltılmasıdır.
Bu konu ile uğraşan birçok hekim, stereotaksik girişim ile kist aspirasyonunun
açık kraniotomiden daha yararlı olduğunu bildiren makaleler yazmışlardır.
Bu yazarlar cerrahi öncesi medikal tedavinin başlanması gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Birden fazla parankimal kistin varlığında, KİBAS bulguları olsa bile
öncelikle medikal tedavinin denenmesinin uygun olduğu bildirilmektedir.
Genel olarak, cerrahi sırasında kistin açılmasının ve kist sıvısının
çevreye yayılmasının irritatif ansefalite neden olacağına inanılmaktaysa
da, özellikle cerrahi öncesi steroid uygulamasının başlaması ile bu tip
bir sorunla karşılaşılmamaktadır.
Parankimal kistlerin aksine subaraknoid kistlerin canlı skoleks bulundurmadıkları
için cerrahi yolla çıkarılmaya daha uygun oldukları yazılmıştır. Subaraknoid
kist yerleşimi sıklıkla hidrosefali ile birliktedir. Hidrosefalinin varlığı
halinde öncelikle bu sorun çözüme kavuşturulmalı daha sonra kist çıkarılmaya
çalışılmalıdır.
Kistin intraventriküler yerleşimi ise endoskopik veya açık cerrahi aspirasyonu
gerektirmektedir. Supratentoryel olan intraventriküler kistlerde endoskopik
yol tercih edilebilirse de 4. ventrikül içinde yerleşmiş olan kistlerin
açık cerrahi ile çıkarılmaları daha uygundur.
Santral sinir sisteminde ekinokokkozis
Bu hastalık, insanı ara konak olarak kullanan Tenya Ekinokokkozisin larvalarının
karaciğer, akciğer ve beyinde kist oluşturması sonucu ortaya çıkar. Ekinokokun
serebral yerleşimi oldukça nadiridir, yaklaşık tüm olguların %2sidir. Beyinde
ekinokokkozisin görülmesi bu hastalığın primer olarak yerleştiği karaciğer
veya akciğer gibi organların bariyer görevini tam olarak yapamamaları sonucudur.
Parazitin erişkin formu köpek ve kurtların barsaklarında yaşar. Tüm
dünyada görülmekte ise de, daha çok, çok miktarda köpeğin bulunduğu koyun
yetiştiren çiftlikler ve köylerde rastlanılmaktadır. İnsan, domuz, koyun
ya da diğer evcil hayvanlar bu parazit için ara konak görevi görürler.
Köpek pisliği ile bulaşmış olan yiyeceklerden insanlara geçen parazit
gastrointestinal yolda barsak duvarı delerek dışarıya çıkar ve damar
ve lenf kanalları içine girerek dolaşıma katılır.
Esas olarak tek kistli ve birden fazla kistli (alveolar) tipleri vardır.
Beyinde sıklıkla yerleşen tipi tek ve büyük kistli olan tipi ise de alveolar
tip de zaman zaman görülebilmektedir. Beyinde birden fazla kist bulunması
daha önceki cerrahi girişim sırasında kistin patlaması ile skolekslerin
etrafa yayılmaları sonucu oluşur.
Çok nadir olarak kistler epidural yerleşimli v ekemik içinde de görülmüştür.
Kistler genellikle serebral hemisferlerde ve arteria serebri medi dağılım
alanında yerleşirler. Bu damarın yeteri kadar büyük ve bol akıma sahip
bir damar olmasının bu yerleşimde etkisi olsa gerektir.
Serebral kist hidatiğin hiç bir özel belirtisi yoktur. Tüm bulgular
ve belirtiler yer kaplayan lezyonun yerleştiği yer ve çevreye yaptığı
bası sonucudur.
Yer kaplayan oluşum (YKO) belirti ve bulguları olan bir hasta yapılan
ileri inceleme yöntemlerine bakıldığında kist hidatik olabileceğinden
kuşkulanılan bir lezyonun varlığı ile tanı konulur. Hipodens, neredeyse
mükemmel bir küre oluşturan ve kontrast almayan bir yapı kist hitatiği
düşündürür. Çevreyle ilgili bası belirtileri bazı büyük kistlerde çok
abartılıdır.
İdeal tedavi kist ya da kistlerin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Çıkarılma
esnasında kist patlamamalı ve kist içeriği etrafa yayılmamalıdır. Cerrahi
sırasında kistin arkasından basınçlı sıvı verilmesi, hastanın başının
kistin olduğu tarafa doğru aşağıya eğilmesi, bazen valsalva menevrası
yaptırılması ve kistin içi serum dolu bir böbrek küvet kraniotomi sahasına
yaklaştırılarak su içine doğmasının sağlanması yardımcı yötemlerdir.
Kistin içinin hipertonik tuzlu su ile yıkanarak skolekslerin öldürülmesi,
daha sonra kist sıvısının aspire edilerek kistin daha kolay ele alınabilir
hale getirildikten sonra çıkarılmsı da uygulanan yöntemlerdendir.
Beyinde görülen kist hidatik sekonder bir hastalık olduğunua göre,
saptanamasa bile primeri için albendazol verilmesi uygun olur.
Santral sinir siteminde sorun yaratan ve özellikle hamilelik döneminde
fetusla ilgili sıkıntalıara yol açan toksoplazmozisin de hatırlanması
yararlı olacaktır. Bu hastalık toksoplazma gondii adı verilen parazit
tarafından yaratılmaktadır. Kediler bu parazit için son yerleşim yeridir.
Toksopşazmozisin insana bulaşması için esas olarak üç yol vardır;
1. Kedi pisliği ile bulaşmış yiyecekllerden parazit yumurtalarının alınması
2. İyi pişmemiş enfekte etlerin yenilmesi
3. Annedeki enfeksiyonun inutero olarak bebeğe bulaşması.
Gastrointestinal yolla alınan kistlerin dış duvarı sindirim enzimleri
ile yıkıldığında içindeki hücreler serbest kalır. İntestinal epitelyumdan
geçerek dolaşıma katılan toksoplazma hücreleri daha sonra beyin, myokard
ve iskelet adalesi içinde yerleşerek hastalık yaparlar.
Klinik yaklaşım olarak bu hastalığı doğumsal ve sonradan olma şeklinde
iki bölümde incelemek yararlı olacaktır. Doğumsal olanlarda, eğer önceden
düşük olmamış ise, hastalık gözlerde ve beyindedir. Epilepsi nöbetleri,
hidrosefali, beyinde kalsifikasyonlar, retinokoroditis ve santral kökenli
hipotermi görülen klinik bulgulardandır.
Pnömoni, meningoensaflit, lenfadenopati ile kendisini gösteren sonradan
olan tipinde ateş ve buna bağlı cilt kızarıklıkları vardır. Bağışıklık
sisteminde sorun olan hastalarda doğal olarak toksoplazmozis daha sık
görülür. Bu sıklık AİDS hastalarında birinci sıradadır.
Tanı, hastanın hikayesi , serolojik testlerin olumlu bulunması ve görüntüle
yötemleri ile elde edilen incelemelerde destekliyici görüntülerin olması
ile konulur.
Tedavi hemen daima ilaç tedavisi şeklindedir. Pyrimethamine ve sulfadiazine
tedavide kullanılan ilaçladır. Primetamine bağlı hemotoksisite birlikte
verilen folik asit preparatlarıyla dengelenebilir.
Santral sinir sisteminde görüldüğü belirtilen ancak çok nadir olmaları
nedeni ile de Paragonimiazis ve sparganozis’in sadece adlarının anılmasının
yeterli olduğuna inanmaktayım.
|