İNTRAKRANYAL BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR
Doç. Dr. Nurperi Gazioğlu
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroşirürji A.D.
İntrakranyal enfeksiyonlar özellikle pediyatrik nöroşirürji pratiğinde
acil olarak tanınması ve tedavi edilmesi gereken patolojilerdir. Bulguları
atipik ve sönük olabileceği gibi tedavide gecikilirse hastayı hızla kötüleştirip
öldürebilir veya kalıcı ağır nörolojik bozukluklara neden olabilir.
İntrakranyal enfeksiyonlar bakteriyel, viral, fungal, paraziter olabilir.
Nöroşirürjide karşılaşılabilecek kranyal bakteriyel enfeksiyonları ise
lokalizasyonlarına göre aşağıdaki gibi sıralanabilir: :
I. Subgaleal abse,
II. Subperiostal abse
III. Osteomiyelit
IV. Epidural abse
V. Subdural ampiyem
VI. Menenjit
VII. Beyin absesi
Bu enfeksiyonların nedeni olan bakteriler bu dokulara birkaç yolla gelebilir:
1. Kan yoluyla : Uzaktaki bir enfeksiyon odağından (en sık bakteriyel
endokarditte, akciğer absesinde) bakteriemi sonrasında arteriyel septik
emboliler gelebileceği gibi komşu perikranyal yapıların venlerinden retrograd
yayılım olabilir.
2. Komşuluk yoluyla : Paranazal sinüslerin, orta kulağın veya mastoid
hücrelerin enfeksiyonunun intrakranyal bölgeye uzanmasıyla ortaya çıkabilir.
3. Kongenital bir cilt defektinden : Açık nöral tüp defektleri olan
hastalarda görülür.
4. Penetran travma veya cerrahi yoluyla : Doğrudan bakterilerle kontaminasyon
olur.
Cerrahi enfeksiyonlar cilt enfeksiyonundan beyin absesine kadar bütün
bu katmanlarda görülebilir. Pediyatrik nöroşirürjide shunt enfeksiyonları
oldukça sık rastlanan ve tedavisi güç ve zahmetli bir komplikasyon olduğundan
üzerinde özellikle durulacaktır.
I. Subgaleal abse ve II. Subperiostal Abse:
En sık rastlanan etkeni stafilokokus.aureus’dur. Sistemik enfeksiyon
bulgularına ek olarak lokal hassasiyet, ısı artışı ve skalpte ödem görülür.
Cerrahi drenaj ve antibiyograma göre antibiyotik verilerek tedavi edilir.
III. Osteomiyelit:
Nedeni kesi, travma ve hematojen yayılım ise en sık rastlanan etkeni
stafilokokus aureus, orta kulak ve sinüs enfeksiyonlarıysa pnömokok ve
streptokoklardır. Sistemik enfeksiyon bulgularından çok lokal bulgulardan
akıntı (fistül) ön plandadır.
Erken dönemde kemik sintigrafisi, geç dönemde direkt kraniografi ile
tanı konur. Tedavisi osteomiyelitli bölgenin eksizyonu ve kültür sonucuna
göre uygun antibiyotik tedavisidir. Enfekte kemik eğer bir kraniotomi
flebiyse tümü çıkarılmalı, bazı bölümleri korunmaya çalışılmamalıdır.
Fleb çıkarıldıktan sonra geride kalan defektin kenarları da diploik kanama
başlayana kadar kürete edilmelidir. Daha sonra cerrahi saha lokal antibiyotikle
yıkanmalı ve penrose dren konarak skalp kapatılmalıdır. Duranın açılmaması
önemlidir. Subdural ampiyemden şüpheleniliyorsa bunun tanısı BT veya
MR incelemeleriyle konmalıdır.
IV. Epidural abse:
Dura kafatasına sıkıca yapışık olduğu için epidural bölgedeki bir enfeksiyon,
duranın bütünlüğünün bozulmamış olması koşuluyla iyi sınırlı kalabilir.Lokal
ağrı ve fokal nörolojik bulgular sık görülür. Yüzeyel enfeksiyon bulguları
kimi zaman eşlik edebilir. BT ile kolaylıkla tanı konabilir. Duranın
kemikten ayrıldığı bikonveks hipodens epidural kitleyi beyin dokusundan
ayıran duranın boyandığı görülür (Şekil 1, 2).
.................Şekil
1 .........................................Şekil
2
Tek delikten veya büyük bir alanı kapsıyorsa kraniotomi yapılarak püs
drene edilir. Epidural mesafe antibiyotikli solüsyonla yıkanır, penrose
dren ile birkaç gün drenaj sağlanır ve uygun sistemik antibiyotik verilerek
tedavi edilir.
V. Subdural ampiyem:
Epidural absenin tersine subdural mesafe daha gevşek olduğundan kolaylıkla
yayılır. Genellikle ince (0,5-2 mm), fibrinöz eksüda şeklindedir.
Subdural hematom zemininde de gelişebilir. Semptomları serebral hemisferin
bütününü ilgilendirir. Genellikle bilinç hızla kapanır. Epileptik nöbetlere
sık rastlanır.
Tanıda BT ve MR en değerli görüntüleme yöntemleridir. Subdural mesafede
yaygın hipo/izodens lezyon ve durada boyanma görülür (Şekil 3, 4, 5).
.......................................Şekil 3

..............................Şekil 4.........................................................Şekil
5
VI. Menenjit:
En sık rastlanan MSS enfeksiyonu akut bakteriyel menenjittir. Enfeksiyon
meninkslerin tümünü ilgilendirir , ayrıca ventriküler sisteme yayılıp
ventrikülite de neden olabilir. Bakterilerin geliş yolu olarak hematojen
yol ön planda olmakla beraber tekrarlayan menenjitlerde konjenital veya
edinsel defektlerin olabileceğini unutmamalıyız (Ör: Dermal sinüs traktı,
kafa tabanı kırıkları, spontan BOS fistülü vb.)
Etkenler:
yenidoğanda daha çok E. Coli ve diğer gram negatif mikroorganizmalar
ve Beta-hemolitik streptokoklar,
6 ay- 5 yaş arasında N. Meningitidis, S. Pneumoniae, Hemofilus influenza,
5-40 yaş arasında N. Meningitidis (olguların % 45’inde), Pnömokoklar
(%20).,
>40 yaş : Pnömokoklar (% 50 olguda), stafilokokus
aureus (%13), Meningokoklar.
Yaşlılarda ve yenidoğanlarda Gram negatifler ve Listeria Monositogenes
de görülebilir.
Otit, sinüzit kaynaklıysa Pnömokok, H. İnfluenza ve anaeroblar (staf
aureus), penetran travma ve cerrahi sonrası: Staf. Aureus.
Staf. Aureus daha seyrek görülen ama çok tehlikeli bir mikroorganizmadır.
Enfeksiyon etkeninin staf. Aureus olabileceği şüphesi varsa hemen etkili
tedavi başlamalıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar bize bakteriyel
menenjitin patofizyolojisinde ana unsurun ve ölüm nedeninin kapiller
bütünlüğün bozulması olduğunu göstermiştir. Staf. aureustan salgılanan
Teikoik asid veya gram-negatif organizmalardan salgılanan endotoksin,
endotel hücrelerinden “tumor necrosing factor” (TNF) ve “interlökin-2”
(İL-2) salgılanmasına neden olur. Bu iki faktör hem kapiller bütünlüğün
bozulmasına hem de intravasküler tromboza yol açar. Serebral ödem ve
infart bu mekanizmayla açıklanmaktadır. Antibiyotikler, tedavinin ilk
döneminde daha fazla endotoksin salınımı yapıp beyin ödemini arttırabilirler.
Bu nedenle kapiller geçirgenliği düzenlemek için deksametazon gibi kortikosteroidler
ve beyin ödemini azaltmak için antiödem tedavi uygulanmaktadır.
Beyin ödeminin yanı sıra BOS dolanım yollarının ve ventriküllerin tıkanması
da KİBAS’ı arttırır. Tıkanıklık en sık kafa tabanındadır. Nadiren Luschka
ve Magendie delikleri , aqueductus Sylvius ve foramen Monro da tıkanabilir.
Hidrosefali MSS enfeksiyonlarının sık rastlanan bir komplikasyonudur.
Klinik bulguların başında meningeal irritasyon bulguları gelir: Başağrısı,
irritabilite, bulantı, kusma, fotofobi, fonofobi, ense sertliği, Kernig,
Brudzinski belirtileri. Ayrıca fokal veya jeneralize epileptik nöbetler,
hemiparezi, hemianopsi, disfazi gibi fokal nörolojik defisitler (% 10)
ve kranyal sinir felçleri görülebilir (% 15-20, en sık VII. ve VIII.
Kafa çifti). Fontaneli açık olan bebeklerde fontanelin bombe ve pülsatil
olması önemli bir bulgudur.
Akut bakteriyel menenjitin önceden sağlıklı olan bir kişiyi saatler
içerisinde öldürebilecek az sayıda patolojiden biri olduğunu aklımızdan
hiç çıkarmamalıyız.
Tanıda BOS incelemesinin çok önemli yeri vardır. BOS’un bakteriyolojik
tetkiki ve kültür-antibiyogramı tedaviyi yönlendiricidir. Bunun yanı
sıra BOS’un hücre içeriğinde, biyokimyasal yapısında tanı koydurucu çok
önemli değişiklikler olur (Tablo 1).
| |
Bakteriyel |
Tüberküloz |
Viral |
Fungal |
| Protein |
Artmış |
Çok artmış |
Hafif artmış |
Artmış |
| Glükoz |
Kan şekerinin % 50’sinden düşük
|
Normal |
Kan şekerinin % 50’sinden düşük
|
Kan şekerinin % 50’sinden düşük
|
| Hücre |
Polimorflar
|
Polimorflar
+ Lenfositler |
Lenfositler |
Lenfositler |
Tablo 1: Menenjitte etyolojiye göre BOS bulguları
Tedavi:
Menenjitin tedavisi medikaldir.
1. Etkene yönelik antibiyotik tedavisi : Kan-beyin bariyerini geçebilen
antibiyotikler seçilmeli ve eğer birden fazla antibiyotik kullanılacaksa
sinerjik etkileri olanlar kombine edilmelidir. Ör: Sadece penisilinle
tedavi edildiğinde pnömokoksik menenjitin mortalitesi % 30, penisilin
+ tetrasiklin kullanıldığında % 79 bulunmuştur. Antibiyotik seçimi kültür+
antibiyograma göre yapılır ama kültür sonucu çıkana kadar muhtemel etkene
göre ampirik antibiyotik tedavisine başlanır (Tablo 2, 3).
2. Etkene yönelik spesifik tedavinin yanı sıra KİBAS’la da mücadele
edilmelidir (steroid, ozmotik diüretikler vb.).
3. Enfeksiyonun metabolik komplikasyonlarının (septik şok, yaygın damariçi
pıhtılaşma, diabet insipid veya uygunsuz ADH salınımı gibi) tedavisi
Menenjitin komplikasyonları cerrahi tedavi gerektirebilir:
1. Hidrosefali varsa o zaman cerrahi tedavi gerekir. Artmış ventrikül
içi basınç eksternal drenaj uygulaması ile düşürülür ve drenaj enfeksiyon
geçene kadar sürdürülür. Kapalı drenaj sisteminde kolonizasyonun önlenmesi
amacıyla en geç 3 haftada bir drenaj sisteminin değiştirilmesi önerilir.
Enfeksiyon geçtikten sonra genellikle yapışıklıklar kalacağından eksternal
drenajın VP shunt sistemine çevrilmesi gerekecektir.
2. Abse veya ampiyem gelişimi varsa bunların boşaltılması
Yaş < 3 ay
|
Streptokok agalactiae, E. Coli, L. Monocytogenes
|
Ampicilline
100 mg/kg/ 8 saat
+
Seftriakson
50-100 mg/kg/ 12 saat
|
3 ay-18 yaş
|
N. Meningitidis,
S. Pneumoniae,
H. İnfluenza
|
Seftriakson
50-100 mg/kg/ 12 saat veya
Sefotaksim
50 mg/kg/ 6saat
|
Tablo 2: Akut bakteriyel menenjitte ampirik antibiyotik seçimi (yaşa
göre)
Akut bakteryel menenjitte
etkene göre değişmekle birlikte klasik antibiyotik tedavisi 2 hafta
devam etmelidir.
Streptococcus pneumoniae
|
Vankomisin
15 mg/kg/6saat (Max. 2gr/gün) +
Seftriakson
50-100 mg/kg/12 saat
veya
Sefotaksim 50 mg/kg/6 saat
|
Hemofilus influenza
|
Seftriakson
|
Neisseria meningitidis
|
Penisilin G 300 000 U/kg/gün
(Max. 24 MU/gün)
|
Listeria Monositogenes
|
Ampisillin 100 mg/kg/8 saat +
Gentamisin 1,5 mg/kg ilk doz
ardından 1-2 mg/kg/8 saat
|
Streptococcus agalactiae
|
Penisilin G
|
Enterobacter
|
Seftriakson veya Sefotaksim +
Aminoglikozid
|
Pseudomonas Aeruginosa
|
Seftazidim 50-100 mg/kg/8 saat
(Max. 2g/ 8 saat) + Aminoglikozid
|
Tablo 3: Etkene göre uygulanacak antibiyotikler ve dozları
Tüberküloz menenjite gelişmiş ülkelerde gelişmekte olan ülkelere göre
daha az rastlanmakla birlikte özellikle sistemik tüberkülozun yaygın
olduğu ülkemizde ciddi bir sağlık sorunudur. Sistemik tüberkülozu olan
olguların yaklaşık %0,5’inde MSS tüberkülozu görülmektedir. Tüberküloz
menenjit subakut veya kronik seyirlidir. Ancak etkili bir şekilde tedavi
edilmediğinde günler ya da haftalar içinde hastanın ölümüne veya ağır
sekelli kalmasına neden olabilir. Çocuğun yaşı ne kadar küçükse hastalık
o derece ağır seyreder..
Mycobacterium tuberculosis primer kompleksten hematojen yolla beyne
gelir ve subependimal granülomun ventriküle veya submeningeal granülomun
subaraknoid mesafeye açılmasıyla menenjit tablosu başlar. Klasik olarak
sistemik tüberkülozun ilk birkaç ayında MSS tüberkülozu ortaya çıkarsa
da vücut direncinin düşmesiyle granülomların reaktivasyonu da MSS tüberkülozuna
neden olabilir.
MSS tüberkülozu aşağıda sayılan formlarda karşımıza çıkar :
· Tüberkülom: % 50-60
· Tbc. Menenjit % 15-30
· Tbc. Absesi % 4-8
· Subdural ampiyem : Nadir
· Kombine formlar
Komplikasyonları:
· Hdrosefali : Pediatrik olguların % 80-90’ında gelişir.
· İnfarkt: % 20-50 olguda. MCA veya ACA veya perforanların beslediği
alanlarda görülür. Bazal ganglionlardaki ve talamustaki infarktlar tipiktir
(Şekil 6, 7).

Şekil 6: Sağ talamik infarkt + hidrosefali ve bazal
Şekil 7: Corpus callosumun anterior bölümünde infarkt
MSS tüberkülozunun radyolojik bulguları: Tüberkülomlar hemen her zaman
intrensek beyin kitleleri olarak karşımıza çıkarlar. Literatürde CPA’da,
sellar bölgede, kavernöz sinüste, durada da tüberkülomlar tanımlanmıştır.
Tüberkülomlar BT’de her türlü lezyonu taklit edebilir. Genellikle izodens
kitlelerdir. Çevresel veya homojen kontrast tutarlar. MR’da ise T1’de
hipo veya izointens olup kontrasttan sonra çok iyi boyanırlar. Çok sayıda,
yaygın, küçük lezyonlar olarak (Şekil 8) veya matür tüberkülomlar şeklinde,
daha büyük, ortası nekrotik hipointens, çevresi ödemli lezyonlar (şekil
9,10) şeklinde karşımıza çıkabilirler.
 
Şekil 8: Mültipl küçük tüberkülomlar
 
Şekil 9,10: Soliter büyük tüberküloz absesi + küçük tüberkülomlar
Bazal araknoidit veya leptomenenjit ve infarktlar MR’da BT’ye oranla
daha ayrıntılı görülebilir.
BOS’ta aside dirençli Koch basilinin gösterilmesi % 15-30 olguda mümkün
olmaktadır. Bu nedenle tanı yöntemi olarak PCR tercih edilmektedir. PCR
ile sensibilite % 60-65, sensitivite % 100 civarındadır.
Tüberküloz menenjitte de akut bakteriyel menenjitte olduğu gibi spesifik
tedavi antitüberküloz tedavisidir. Klasik 4’lü tedavide İzoniazid (İNH),
Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol ter alır. Bu tedavi 2 ay sürdürüldükten
sonra 6 -10 ay kadar İNH, Rifampisinle tamamlanır. Tüberkülomu olan olgularda
tedavi süresi 2 yıla kadar uzatılabilir.
4’lü tedavinin yanı sıra hidrosefali ve diğer komplikasyonlar da tedavi
edilmelidir.
VII. Beyin absesi :
Mikroorganizmaların beyin dokusuna geliş yolları konunun başında anlatılmıştır.
Patolojik süreç aşağıda şematik olarak gösterilmiştir:
Septik mikrovasküler yaralanma
...................
Fokal enfeksiyon “Serebrit” (septik parenkimal nekroz)
................... 
Abse formasyonu
Beyin absesi beyin dokusunu hem tahrip eder, hem iter. Absenin çevresinde
genellikle geniş ödem bulunur. Bu da absenin kitle etkisini arttırır.
Absenin kapsülü içyanında incedir. Ventriküle doğru yırtıldığında ventrikülit
ve menenjite yol açar ve kafa içi basıncı aşırı yükselir. Klinik bulgu
olarak KİBAS ön plandadır. Bu nedenle LP kontrendikedir. Zaten BOS genellikle
steril kalır. Tanı BT (Şekil 11) veya MR (Şekil 12) ile konur.
Şekil 11 Şekil 12
BT ve MR’da tipik görünüm : Kistik, içi hipodens / hipointens, çevresi
kontrast tutan ve çevresinde yoğun ödem olan tek veya mültipl lezyondur.
Ancak absenin bir tümörün nekrotik orta bölümüne yarleşebileceği unutulmamalıdır.
Abse klasik olarak drenaj ve antibiyotik ile tedavi edilir. Etkenin
bilindiği bazı olgularda yalnız antibiyotik tedavisi yeterli olursa da
hastanın antibiyotiğe yanıtı önceden bilinemez. Genellikle ponksiyon
+ antibiyoterapi ile iyi sonuç alınmaktadır. Antibiyotik tedavisi en
az 6-8 hafta devam etmeli ve bu olgular seri BT incelemeleriyle izlenmelidir.
Abselerde uygulanabilecek cerrahi teknikler:
1. Absenin kraniotomi yapılarak eksizyonu : Yüzeyel yerleşimli, non-eloquent
bölgedeki matür abseler kapsülüyle birlikte çıkarılabilir.
2. Absenin ponksiyonu :
· Tek delikten ponksiyon
· Stereotaksik ponksiyon
· Ultrason eşliğinde ponksiyon
Shunt Enfeksiyonu :
Shunt enfeksiyonu pediyatrik nöroşirürjiyenlerin en sık karşılaştıkları
komplikasyonlardan biridir. Sıklığı değişik serilerde % 2-39 arasında
değişmektedir. % 5-10 kabul edilebilir bir enfeksiyon oranıdır. Enfeksiyon
oranı % 10’un üzerine çıkan klinikler bunun nedenlerini araştırmalı ve
koşullarını iyileştirmelidirler. Enfeksiyon % 70 olguda ilk 2 hafta içerisinde,
% 80 olguda ilk 6 ay içerisinde görülür. Yani erken cerrahi komplikasyondur.
Enfeksiyon genellikle hastanın kendi cilt florasından kaynaklanır. En
sık etken stafilokokus epidermidis ve stafilokokus aureustur. Geç dönemde
ise sistemik bir enfeksiyon sırasında ortaya çıkabilir.
Risk faktörleri:
Yaş < 6 ay
Açık nöral tüp defektinin olması
Shunt operasyonu sırasında sistemik enfeksiyonun olması
Daha önce ventrikül veya menenjitten geçmiş olması
“En iyi shunt, shunt takmamaktır!” Hepimiz shunt ameliyatlarından sonra
çeşitli komplikasyonların görülebileceğini biliyoruz. Mümkünse, özellikle
triventriküler hidrosefalide, endoskopik 3. ventrikülostomi shunt’a tercih
edilmelidir. Ancak şu da bir gerçektir ki, shunt, bütün komplikasyonlarına
rağmen, hayat kurtaran, birçok durumda vazgeçilemez ve mevcut teknolojik
koşullarda elimizdeki en geçerli yöntemdir. Yine iyi bildiğimiz bir gerçek
shunt enfeksiyonunu tedavi etmenin güç ve pahalı olduğu, ayrıca geç kalındığında
veya virülan bir organizma söz konusuysa morbidite ve mortalitenin görülebileceğidir.
En iyisi shunt enfeksiyonunun önlenmesi için elden gelenin yapılmasıdır.
Alınabilecek Standart Önlemler:
1. Profilaktik antibiyotik uygulanması
2. Shunt ameliyatı sırasında hastanın başka enfeksiyonunun olmaması
3. Shunt ameliyatının ameliyathaneye ilk vaka olarak alınması
4. Ameliyathanede mümkün olduğunca az kişinin olması ve steriliteye
maksimum özenin gösterilmesi
5. Cerrahi ekibin tecrübeli olması ve ameliyat süresinin mümkün olduğunca
kısa olması
6. Cildin steril drape ile örtülmesi
7. Shunt’a el sürülmemesi ve shunt sisteminin son anda açılarak hiçbir
parçasının ciltle temas etmemesi
Shunt enfeksiyonunun tanısı : Özellikle kronik enfeksiyon çok zor tanınabilir.
Ateş, meningeal irritasyon gibi bulgulardan çok shunt disfonksiyonu,
irritabilite, karın ağrısı gibi daha silik bulgularla karşımıza çıkar.
Burada ailenin gözlemi çok önemlidir. Çocuğun uykularının bozulması,
huzursuzluğu erken bulgular olabilir.
Shunt enfeksiyonundan şüphelenildiğinde önce üriner , gastrointestinal
ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının olup olmadığı araştırılmalı, başka
şüpheli bir enfeksiyon odağı yoksa shunt pompasından insülin enjektörüyle
aseptik koşullarda BOS örneği alınarak incelenmelidir.
Tedavi:
Shunt bir yabancı cisim olduğundan enfeksiyonu herhangi bir cerrahi
enfeksiyondan farklıdır. Shunt’ın çevresindeki fibröz doku enfeksiyonun
oturmasına elverişlidir. Tedavide farklı uygulamalar olmakla birlikte
genel yaklaşım shunt enfeksiyonu kanıtlandığında hemen shunt sisteminin
çıkarılarak yerine eksternal ventriküler drenaj sisteminin konması, antibiyotik
tedavisine başlanması ve enfeksiyon geçtikten sonra yeni bir shunt sisteminin
konmasıdır. Shunt’ı çıkarmadan antibiyotikle tedavi etmeye çalışmak daha
kolay gibi görünse de genellikle zaman kaybından başka birşey değildir.
|